"Judo Federasyonu, 2016 Rio Olimpiyatları için yaptığı çalışmalar kapsamında bir Azeri judocunun Türk vatandaşlığına geçişini sağlarken, iki Rus ve bir Gürcü sporcu için de çalışmalarını sürdürüyor. Federasyonun çalışmaları kapsamında, Azerbaycan'dan Dilgam Aliev, Türk vatandaşlığına geçen ilk judocu oldu. 66 kiloda yarışan Azeri Aliev, Samsun Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) Spor Kulübü bünyesinde spor yaşamını sürdürecek. 

Federasyon yönetimi ayrıca iki Rus sporcu için de Emniyet Genel Müdürlüğü'ne vatandaşlık başvurusu yaptı. Rus sporculardan Alikhan Dzarmotov ve Shamil Kharsiev Türk Milli Takımı formasıyla yarışacak." 

(SABAH / 4 Ekim 2013)

Yukarıdaki gazete haberi federe olduğu 1962 yılından bugüne kadar Türkiye judosu hakkında yazılan en üzücü, en kahredici, en utanç verici bir haber olmuştur kanaatimce...

Rahmetli Cihat USKAN'ın federasyon başkanlığı döneminde katıldığımız ilk uluslararası şampiyona olan İzmir Akdeniz Oyunları'nda 5 judocumuzun 5 madalya (Ali DEMİR ve Süheyl YEŞİLNUR gümüş, Namık EKİN, Kamil KORUCU ve Mehmet Ali BERBER bronz) alması Türkiye judocusunun gelecekte büyük başarılara ulaşacağı inancını doğurmuştu spor kamuoyunda.

70'li ve 80'li yıllarda kısıtlı maddi imkanlara rağmen büyüklerde Balkan ve Akdeniz Oyunları'nda, gençlerde de Avrupa ve Dünya Şampiyonalarında ilk üçe girerek madalyalar kazanan judocularımız ile SSCB'nin dağılmasıyla Natık CANCA federasyonu döneminde T.C. vatandaşlığına geçen Rus (Çeçen), Gürcü ve Azeri sporcuların 90'lı ve 2000'li yıllarda gençler ve büyüklerde Olimpiyat, Dünya ve Avrupa Şampiyonalarında birçok madalya kazanarak gurur kaynağımız oldular. Yine bu yıllarda sayıları fazla olmasa da ülkemizin yetiştirdiği judoculardan Hülya ŞENYURT 1992 Barcelona Olimpiyat Oyunları'nda, Özgür YILMAZ, Hasan VANLIOĞLU, Gülşah KOCATÜRK ve Belkıs Zehra KAYA Avrupa Şampiyonası'nda üçüncü olarak camiamızı sevindirdiler. 

2008 yılında yapılan seçimlerde Judo Federasyon Başkanlığını kazanan Fatih UYSAL ilk dört yıllık döneminde, bir önceki dönem federasyon başkanı olan Yusuf YILDIRIM döneminde yetişen bu sporcuların başarılarıyla 2012 yılında ikinci kez başkan seçilmiş, ancak bu sporcuların bir kısmının yaşlanarak sporu bırakması, bir kısmının da iyi antrene edilemeyerek başarısız olması üzerine maalesef şark kurnazlığına tevessül ederek, Azeri, Rus, Gürcü sporcuları T.C. vatandaşı yaparak judo milli takımına transfer etme yoluna gitmektedir.

Ben, milli takım teknik direktörünün Romen, sporcularının Azeri, Rus ve Gürcülerden oluşması yerine, Federasyon Başkanının, Japon. G.Kore, Rus, Fransız veya Alman olan ve yine yabancılardan oluşan bir yönetim kurulunu tercih ederim.

 

Asli görevi 75 milyonluk nüfusunun büyük oranda gençlerden oluşan Türkiye'nin milli marşını uluslararası müsabakalarda dinletmek ve bayrağını  göndere çektirmek olan Judo Federasyonu Başkanı Fatih UYSAL ve yönetim kurulu üyelerinin, devşirme judoculardan medet umması üzerine, bu görevlerini yerine getirecek bilgi, birikim ve tecrübeye sahip olmadıkları, judoyu yabancıların işgal etmelerine yol açmaları nedeniyle oturdukları koltukları bir an önce terk edip, bu görevi layıkıyla yapacak olanlara teslim etmelerini bekliyorum.