Perşembe, 29 Ocak 2009

Her yıl Aralık ayı ortalarında yapılan Türkiye Büyükler Ferdi ve Takımlar Judo Şampiyonası bu sene Federasyon Başkanlığı seçimi dolayısıyla 15-17 Ocak 2009 tarihlerine sarktı.

16 Ocak Cumartesi günü sabahı Mehmet Aygün arkadaşımızın kaptanlığında Dernek yönetiminden Dr.Nuhi HEKİMOĞLU, Salim BAŞBUĞ ve Kadir KOÇAK arkadaşımızla birlikte 07.30'da deniz otobüsüne binerek Mudanya'ya hareket ettik. Güzel bir deniz ve kara yolculuğundan sonra açılış merasiminin yapıldığı dakikalarda müsabaka salonundan içeri girdik.

Ev sahibi eski judocu arkadaşlarımızın VIP Salonu'ndaki çay ve kahve ikramını alırken içeri giren yeni Judo ve Kuraş Federasyonu Başkanı Fatih UYSAL 'a "Yeni görevinizde gerek şahsım gerekse Dernek Yönetimi olarak başarılar diliyorum. Bizden Türk judosu adına talep edeceğiniz her türlü yardıma ve desteğe hazırız" dedim. Kendisi de kibar bir şekilde "Çok yakın bir zamanda İstanbul'a geleceğim. Dernek Başkanı ve yönetimdeki diğer arkadaşlarla tanışıp görüşeceğim ve fikir alış verişinde bulunacağım" dedi.

30 YILIN EN SOĞUK SALONU...

Türkiye Judo Şampiyonası öncesi yaptığı basın toplantısında "30 yılın en güzel spor salonunda müsabaka yapacağız" açıklamasını yapan Başkan Fatih UYSAL'ın bu müjdesini görebilmek için fazla oyalanmadan protokol tribünündeki yerimizi aldık. Ancak, birkaç dakika sonra sonra İzmir'in dayanılmaz sıcağında birçok müsabaka ve kamp yapmış arkadaşlarımla şu an 30 yılın en soğuk salonunda maç izlediğimizi hissettik. Tribündeki yerimizi alırken çıkarttığımız ceket ve montlarımızı tekrar giyerken, adeta buz kesen bu salonda görev yapan hakem ve müsabıklar için üzülmekten başka elimizden birşey gelmedi.

Pazar günü takımlar müsabakalarını izlemek için yine salona girmeden önce bir çay içmek için uğradığımız VIP Salonunda palto ve kaşkolunu sıkı sıkı örtmüş ve küçük bir elektrik sobasında ısınmaya çalışan Başkan Vekili arkadaşımız; "Bugüne kadar 13 müsabaka organizasyonunda bulundum. Bu müsabaka salonu kadar soğuk bir salon görmedim" dedi.

Salonun soğukluğunun yanısıra organizasyondaki eksiklik olarak gördüğümüz hususlardan biri de, sporcu, antrenör, idareci, hakem ve hatta seyirciler dahi müsabaka salonunda hep birlikte bulunması, dolaşması ve oturmalarıydı. Kısaca, salonun bu müsambaka için küçük kalması bir kargaşa ve başıboşluk havasını doğuruyordu.

Madalya töreninin yapıldığı yer ise gerek salon içindeki kalabalık gerekse bulunduğu konum dolayısıyla seyirci ve protokol tribününde oturanlar, madalya alan sporcuları görmekte mahrum kalıyordu.. Halbuki, madalya törenin yapıldığı anda, şeref kürsüsü B minderinin ortasına konsaydı, sanırım tüm seyirciler rahatlıkla töreni izleyebilirdi. 

DİKKAT! JUDO KAVGA VE KARGAŞA ORTAMINA SÜRÜKLENİYOR... 

Üç güne sığdırılmaya çalışılan Türkiye Ferdi ve Takımlar Judo Şampiyonası, hem ferdi sikletlerdeki müsabık fazlalığı hem de takımlarda 2009 yılı itibariyle Türkiye Süper Ligi'nin kurulması kararı, her yıl 10-15'i geçmeyen takım sayısını, bu yıl bay ve bayanlarda toplam 40'a çıkarınca, sabahın 07.00'sinden başlayıp akşamın 21.00-22.00'sine kadar süren maçlar sporcu, hakem, antrenör ve bizim gibi seyircileri de ziyadesiyle yordu.

Aşırı soğuk ve yorgunluk nedeniyle hata yapan hakemlere, sporcularını ve takımlarını her ne pahasına olursa olsun şampiyon yapmak isteyen bazı antrenörlerin sürekli olarak hakemlere yüksek sesle bağırarak ve hatta el kol hareketleriyle itiraz etmeleri, onları ortamı gerginleştiren kişiler durumuna getirdi. Antrenörlerinin itiraz, hakaret ve yanlış davranışlarını ölçü alan bazı müsabıklar da aynı yola tevessül edince, bizlere "nezaket yolu, kibarlık yolu, ruhen ve bedenen yücelme disiplini" olarak öğretilen Judo'nun "kabalık yolu, küstahlık yolu, ruhen alçalma disiplini" haline getirilmesi hepimizi üzdü. 

Antrenör ve sporcuların yanısıra bazı kulüp idareci ve sporcu velilerinin de, hiç gerek ve haklı sebepleri yokken, gerek hakemlere gerekse rakip sporcu ve seyircilere hakaret dolu sözlerle sataşmaları müsabaka salononda hiç de hoş olmayan itiş kakış ve kavgalara neden oldu. Olayların büyümesi üzerine polis ve güvenlik görevlilerinin olaylara müdahele etmek için mindere kadar girmeleri, olayları tribünden izleyen ve yıllarını bu spora vermiş biz eski sporcular kadar diğer seyircileri, bilhassa bayan seyircileri fazlasıyla üzdü.

Bu noktada özellikle yeni Judo ve Kuraş Federasyonu Başkanı Fatih UYSAL'a seslenmek istiyorum. Sayın Başkan; sizden ve yönetiminizden mesainizin büyük bir kısmını öncelikli hedef olarak Türk sporcularını Avrupa, Dünya ve Olimpiyat Şampiyonu yapmaya yönelik çalışmalar yapmaya harcamaktan ziyade, Türkiye Şampiyonası'nda hepimizin üzülerek izlediği, sporcu, antrenör, idarecilerin yarattığı kavga ve kargaşayı sona erdirecek tedbirleri almanızı bekliyorum. Eğer bu konuda gereken tedbirleri almaz ve gerekli hassasiyeti göstermezseniz, bu durum sadece sizin ve ekibinizin değil, aynı zamandaTürk judosunun da sonu olur. 

Yine sizden, 06-08 Şubat 2009 tarihlerinde Adana'da yapılacak Türkiye Ümitler Judo Şampiyonası'ndan önce Kocaeli, İstanbul  ve İzmir Büyükşehir Belediyespor Kulüp Başkanları ile görüşerek, Türkiye'nin bugün judoda en güçlü üç güzide kulübünün antrenör, sporcu, idarecilerini kavga ortamına destek olmayıp, judo sporuna zarar verecek davranışlarda bulunmamalarını istemenizi talep ediyorum. Yine Federasyonunuzun Disiplin Kurulu asıl ve yedek üyelerini de bu şampiyonaya davet ederek, judo sporunun ruhuna aykırı davranışlarda bulunarak terör estirenleri tesbit ettirip, en ağır cezaları verdirmenizi istiyorum. 

TEKNİK SEVİYESİ DÜŞÜK MAÇLAR İZLEDİK...

Kendi adıma konuşacak olursam, tribüne özellikle protokol tribününe oturarak maç izlemekten sıkılan biri olarak, havanın çok soğuk olması ve şehir merkezine gidip gelmenin zaman alması nedeniyle, ilk defa iki gün boyunca hemen hemen tüm müsabakaları seyrettim. Ama ne yazık ki, teknik açıdan tatmin edici çok az judo maçı izledim diyebilirim.

Bayanlar ferdi ve takımlar karşılaşmalarında bazı kilolarda teknik seviyesi yüksek ve izleyenlere zevk veren maçlar olurken, bilhassa erkeklerde maçlar Kumi-Kata mücadelesi, kuvvet ve defansa dayalı mücadelelerle geçti.

Eski kulübüm İstanbul Büyükşehir Belediyespor Kulübü sporcularından -81 Kg. Halil İbrahim ÖZERLER'in final maçında tek kolla bütün maç boyunca Uchi-Mata denemesi buna karşılık rakibi ve antrenörünün hiçbir parat tekniği düşünmemesi maçın hakem kararıyla sonuçlanmasına, yine -100 Kg. Feyyaz YAZICI'nın da tecrübeli rakibine karşılık 5 dakika boyunca judogiden tutmayıp ve tutturmayıp minderde tur atması, maçı diskalifiye olarak kaybetmekten kurtaramadı.

Final maçlarında dahi puan alacak tekniklerden ziyade fos ataklar ve defans yaparak, rakibinin hatalarından faydalanarak maç kazanma veya rakibini tutmayarak diskalifiye olarak maç kaybetmenin başarı olduğunu zanneden bu sporcularla, korkarım ki Türk judosu Uluslararası Turnuvalarda başarıya hasret kalacaktır. Dilerim ki, bu konuda yanılan inşaallah ben olurum.

VEHBİYE HANIM VE KIZLARI...

Derneğimiz üyelerinden İzmirli emekli öğretmen Vehbiye hanım ve mühendis iki kızı ile birlikte Türkiye Şampiyonası'nı izlemeye gelerek, kendileriyle tanışma fırsatı bulmamaz bu organizasyonun bizim açımızdan en güzel anısı olarak hafızalarımızda yer tutacak.

Dr.Nuhi HEKİMOĞLU arkadaşımız vasıtasıyla bu güzel insanları judo ile buluşturmamız, onlara judoyu tanıtmamız bizi duygulandırdı.

Dileriz Türk judo ailesine böyle eğitimli, seviyeli ve değerli insanlar, seyirci olarak dahi olsa katılır ve judo sporunun kalitesi yükselir.

 

Şubat 2009