Çarşamba, 02 Şubat 2011

24-25 Ocak 2011 tarihlerinde Bulgaristan'ın Sofya şehrinde yapılan Büyük Bayanlar Dünya Kupası'na 9 sporcuyla katılan judo milli takımımızda Sümeyye AKKUŞ (-48 kg) şampiyon olurken, Gülşah KOCATÜRK (+78 kg) üçüncü ve Aynur SAMAT (-52 kg) yedinci oldu. 

Yine aynı tarihlerde Gürcistan'ın Tiflis şehrinde yapılan Büyük Erkekler Dünya Kupası'na da yine 9 sporcuyla katılan judo milli takım sporcularından Ahmet SARI (-81 kg) ve Ömer YAMAN (-73 kg) yedinci oldu.

Türkiye, bayanlarda 32 ülkenin katıldığı Sofya Dünya Kupası'nda bir birincilik, bir üçüncülük ve bir yedincilik derecesiyle 4. olurken, erkeklerde 22 ülkenin iştirak ettiği Tiflis Dünya Kupasında ise bir üçüncülük ve bir yedincilik derecesiyle 9. sırada yer aldı.

Fatih UYSAL Federasyonunun görev yaptığı dönemde (2009, 2010 ve 2011) Sofya ve Tiflis Dünya Kupaları2nı takım bazında değerlendirmesini yaptığımızda, sofya 2009'a rekor sayılabilecek bir sporcu sayısıyla (27 bayan sporcu) katıldığımızı, ancak milli judocularımızın yaptıkları 20 maçta sadece 4 galibiyet aldıklarını buna karşılık 16 maçı kaybederek 25 ülke arasında sıfır puanla sonuncu olduğunu görmekteyiz.  

Aynı yıl erkek milli takımımız da Tiflis Dünya Kupası'na 8 sporcuyla iştirak ederken yaptığ 8 maçta 1 galibiyet ve 7 mağlubiyet alarak 20 ülke arasında sıfır puan alarak bayan takımımız gibi son sırada yer almıştı.

2009 yılının rekor katılımın aksine bu sefer de asgari bir sayı ile (6 sporcuyla) katıldığımız 2010 Sofya Dünya Kupası'nda da judocularımız 6 yenilgi ve ancak 2 galibiyet alarak 28 ülke arasında sıfır puanla yine son sıraya yerleşmekten kurtulamadı.

Tiflis 2010'da da 5 kişilik erkek milli takımımız yaptığı maçlarda elde ettiği 6 mağlubiyet ve 4 galibiyet ile 14 ülke arasında yine sıfır puanla sonuncu oldu.

2009, 2010 ve 2011 yıllarında yapılan Sofya ve Tiflis Dünya Kupaları'na katılarak madalya kazanan sporcularımız değerlendirdiğimizde 2011 Dünya Sıralama Listesi'nde 100 puanla 50. sırada bulunan Sümeyye AKKUŞ, 2009'da milli takım kadrosunda yer almazken, 2010'da ilk turda rakibine Ippon ile yenilerek elenmiş, 2011'de de İsviçre, Rus, Ukrayna ve Ermeni Gayane ARUTIUNYAN (D.S.L. 132 puanla 44. sırada) yenerek şampiyon olmuş ve başarılı bir tablo çizmiştir. AKKUŞ, 2010 yılında da Bakü ve Kahire Dünya Kupaları'nda da üçüncü olarak bugün elde ettiği başarının adeta sinyallerini vermişti. Sümeyye AKKUŞ'u tebrik ediyor, bu başarılarını sürdürmesi halinde bu sporcumuzun -48 kg' da 2012 Londra Olimpiyat Oyunları'na katılacağını umuyorum.

IJF'nin 2011 Dünya Sıralama Listesi'nde 14. sırada bulunan Gülşah KOCATÜRK ise, 2009 Sofya Dünya Kupası'nda ilk turda Waza-ari ile mağlup olarak elenmiş, 2010 yılındaki müsabakaya da milli takım kadrosunda yer almadığı için katılamamış. 2011 yılında ise KOCATÜRK, sırasıyla Jasmin KUELBS (GER), Lucia TANGORRE (ITA-D.S.L. 252 puanla 28. sırada), Rebecca RAMANICH (FRA-D.S.L. 150 puanla 36. sırada)'i Ippon ile yenmesine rağmen Tea DONGUZASHVILI (RUS-D.S.L. 400 puanla 20. sırada)'ye Ippon ile mağlup olarak üçüncü oldu.

2008 yılı 23 Yaş Altı Avrupa Judo Şampiyonu, 2009 yılı Büyükler Avrupa Judo Şampiyonası Üçüncüsü ve 2009 yılı Büyükler Dünya Judo Şampiyonası beşincisi Gülşah KOCATÜRK'ün 2011 Sofya Dünya Kupası'nda aldığı üçüncülük derecesi kanaatimce başarılı bir sonuç değildir. Dünya Sıralama Listesi'nde kendisisnden daha alt sıralarda bulunan rakiplerini yenmesine karşın yine 400 puanlı 20. sıradaki Rus Tea DONGUZASHVILI'ye hem de Ippon ile yenilmesi madalya kürsüsünde etrafa ve TV kameralarına gülücükler dağıtan KOCATÜRK'ün kürsüde bulunduğu yere üzülmesi ve üzüntüden başı öne eğik olması gerektiği düşüncesindeyim.

+78 kg'da 2012 Londra Olimpiyat Oyunları'na iştirak hakkını 14. ve son sırada olarak şimdilik elde eden Gülşah KOCATÜRK'ün Olimpiyat vizesini garantilemediği şuuruyla hareket edip, daha çok çalışması gerektiğini ve Judo Federasyonu'nun da bu kilonun ikinci ismi olan Belkıs Zehra KAYA (D.S.L. 25. sırada)'yı tüm Olimpiyat Oyunları'na puan veren müsabakalara götürmesi ve kendisine Oyunlara katılabilme şansını tanımasını bekliyorum.

2009, 2010 ve 2011 yılları Tiflis Dünya Kupaları'da elde ettiğimiz tek madalyanın sahibi  Ahmet SARI, 2009'da yarışmayıp, 2010'da da 2 galibiyet ve 1 mağlubiyetle 7. olmuştu. 2011 yılında da Dünya Sıralama Listesi'nde ismi olmayan genç Gürcü, Yunan ve Macar rakiplerini yenip, yine listede kendisinden daha alt sıralarda bulunan  Gürcü David KARBELASHVILI'ye yenilerek üçüncü olarak bronz madalya kazanmasını şahsen başarılı bir netice olarak görmüyorum.

Tüm değerlendirmelerimiz sonucunda özet olarak söylersek, Sofya ve Tiflis 2011'e gerek az sayıda ülkenin iştirakı gerekse ülkelerin genç, ikinci ve hatta üçüncü sınıf sporcularla katılımı gerçeğini göz önünde tutarsak bayan milli sporcumuz Sümeyye AKKUŞ haricinde 17 milli sporcumuzun kendilerinden beklediğimiz başarılı neticeleri alamadıkları bir gerçektir. Bu başarısızlıkta teknik heyet ve UYSAL Federasyonu'nun payının ne kadar olduğunu da kendi takdirlerine bırakıyorum.

Dileğim, bu başarısızlıkların 2011 Paris Grand Slam'da yerini başarıya bırakması olacaktır.