Pazar, 04 Ocak 2009

Sizi bilmem ama ben, her Federasyon Başkanlığı seçimlerinde, adeta kış mevsiminin bitip bahar mevsimi geldiğinde yaşadığım sevinç ve mutluluğu yaşarım. Üç ay süren ancak insana hiç bitmeyecekmiş gibi gelen kışın nasıl bir an önce bitmesini beklersem, dört yıl süren ve Olimpiyat Oyunları'nın yapılması ile ömrünü tamamlayan Federasyon Başkanı ve ekibinin de, seçimlerden önce verdikleri söz ve vaadleri gerçekleştirmedikleri, judoya beklenen katkı ve faydayı sağlamamışlarsa bir an önce  gitmelerini beklerim.

İşte 13 Aralık 2008 tarihi de bende kışın sona erip baharın başladığı bir tarihi müjdeleyen bir tarih oldu. Bu tarih, Türk judo tarihine yaptıklarıve yapamadıkları, sevapları ve günahlarıyla dört yıllık Hacı Yusuf YILDIRIM döneminin bitip, yeni Başkan Fatih UYSAL döneminin başladığı bir tarih olarak geçecek.

Dilerim ki, yeni Başkan UYSAL'da gerek YILDIRIM gerekse daha önce görev yapmış diğer Federasyon Başkanlarının yapmış oldukları hataları tekrarlamaz, seçimlerde kendisine  destek vermiş, seçilmesi için belki de kendisinden çok çalışmış olan arkadaşlarını küstürmez, onların fikir ve görüşlerini dikkate alır, ben Başkan'ım, herşeyi ben bilirim, ben ne dersem o olur havasına girmez.

Dilerim ki, ferdi çalışmayı değil ekip çalışmasını kendisine prensip edineceği gibi, seçimlerde kendisine destek verenlere ilaveten eski Başkan YILDIRIM'ı destekleyen sporcu, kulüp, antrenör ve hakemlere de kucak açar, onlara karşı cephe almayıp, onların da judoya katkılarını sağlar.

Dilerim ki, yeni Başkan yaklaşık elli yıllık resmi mazisi olan Türk judosuna kuruluşundan bugüne kadar gerek sporcu, gerek antrenör ve hakem, gerekse Federasyon Başkanı olarak hizmet etmiş ancak şu an aktif olmayan büyüklerimizi de yine judo ailesinin içine dahil edecek kararlar alır. Mesela, Başkan ve ekibi, judonun duayenlerinden oluşacak "Yüksek İstişare Kurulu" adında bir heyetin kurulmasına ve bu kurulun Türk judosunu bugün bulunduğu yerden daha ileri gitmesi ve Dünya ülkeleriyle yarışabilmek adına yapılması gerekenler noktasında alacağı tavsiyeleri dikkate alabilir.

Dilerim ki, Yönetim, Denetim ve Disiplin Kurulu üyelerinin varlıkları listelerde yasal zorunluluktan dolayı birer isim olarak kalmayıp, yurtdışı turnuvalara turistik gezi amacıyla gitmek dışında, en az Başkan kadar, fikir üreten, emek veren, zaman ve maddi imkanlarını Türk judosu için harcayan birer isim olsunlar. Mesela, bu kurulların üyeleri, üçer dörder kişiden oluşan heyetler halinde Türkiye'nin coğrafi yedi bölgesinden birinden sorumlu olarak, en az iki ayda bir  il temsilcileri, hakem , antrenör ve istişare kuruluyla toplanarak bölgelerinin sorunları ve çözümleriyle ilgili çalışmalar yapabilirler. 

İlk köşe yazım yeni Judo Federasyonu Başkanı ve yönetimine yaptığım tavsiye ve tekliflerden oluşurken, büyük düşünür Mevlana'nın hikmet dolu sözlerini hatırlatmadan  da geçemeyeceğim.

"Düne ait ne varsa dünde kaldı, cancağızım,

Bugün yeni bir şeyler söylemek lazım..."  

 

Ocak 2009