Cumartesi, 07 Mart 2009

Eski Judo ve Kuraş Federasyonu Başkanı H.Yusuf YILDIRIM, yazmış olduğum ilk köşe yazımla ilgili düşüncelerini cep telefonuma gönderdiği bir mesajla açıkladı. Eski Başkan YILDIRIM, köşe yazımı ibret ve tebessümle okuduğunu, yıllar önce şahsımla ilgili sözlere  mani olduğunu ve şimdi, hakkımda kanaat bildiren şahsiyetlere karşı mahçup durumda kaldığını söylüyor ve mesajını bana sağlık, başarı ve mutluluk temennisiyle bitiriyor.

Balıkesir'de bir dost ziyareti sırasında ulaşan mesaja karşılık hemen Sayın YILDIRIM'a telefonla arayarak, köşe yazımdan niçin rahatsız olduğunu ve benim hakkında kimlerin, neden veya nelerden dolayı hakkımda olumsuz fikir beyan ettiklerini sorduğumda, kendisinin görev yaptığı beş yıllık sürede başarısız olmadığını, bana, Namık Ekin'e, Ömer Erol'a, Salim Başbuğ'a ve diğer eski judoculara hep değer verdiğini, bizlerin bir marka olduğunu ve saygı duyduğunu söyledi. Ancak, şahsımla ilgili olumsuz kanaat sahiplerinin kimler ve neler olduğu sorusunu ise, maalesef kem-küm ederek herhangi bir cevap vermeden geçiştirdi.

Evet Sayın YILDIRIM, İstanbul'daki judocuları ve beni yanlışım varsa özür dilerim, bir tanesi Federasyon Başkanı seçildiğinizde bir tanesi de 13 Aralık 2008 Federasyon Başkanlığı seçimlerinden önce olmak üzere iki defaiftar yemeğine davet ettiniz ve bu iki çağrıya da "Davete icabet etmek sünnettir" inancıyla katıldım. Yine bir kez de, İstanbul'da yapılan Uluslar arası Judo Turnuvası'nda bizleri şeref tribününe oturtup, derece kazanan sporculara madalya taktırarak değerlendirdiniz. Halbuki ben, bir insanın değerlendirilmesi denince, akla o şahsın bilgi ve tecrübesinden aktif olarak faydalanmasını anlarım. Sayın YILDIRIM beş yıllık görev yaptığınız dönemde, marka olarak kabul ettiğiniz isimlerden acaba kimlere görev verdiniz, kimlerin bilgi ve birikimlerini değerlendirdiniz, merak ediyorum doğrusu.

Sayın YILDIRIM, Başkan olarak göreve geldiğiniz ilk dönemde yanınızda olan ve size sonsuz destek veren, ancak daha sonra karşınıza aday olarak çıkan ve Federasyon Başkanı seçilen bir Fatih UYSAL'ı ve yine aday olarak ortaya çıkıp, son gün adaylıktan çektirttiğiniz bir Recep KIZILTEPE'yi, Uluslar arası hakem Zihni PAPAKÇI'yı, Milli takım antrenörleri Selahattin ÜNAY ve Haludun EFEMGİL'i, Ali KIROĞLU'nu, Aydın SUSUZ'u ve Türkiye genelinde daha birçok hakem, antrenör, idareci ve sporcunun yanınızdan uzaklaşmasının sebebini, şimdi başınızı iki elinizin arasına alarak "Ben nerede hata yaptım?" diyerek uzun uzun düşünmenizi öneririm.

Sayın YILDIRIM, mesajınızın ikinci kısmında da yıllar önce şahsımla ilgili olumsuz kanaat bildirenlere mani olduğunuzu, ancak şimdi o şahıslara karşı mahçubiyet yaşadığınızı söylüyorsunuz. 1969 yılında İstanbul Güreş İhtisas Spor Kulübü'nde rahmetli Olcay Şen Hoca'nın yanında judoya başlayıp, 1972 yılından itibaren İstanbul Üniversitesi Mediko-Sosyal'de Namık EKİN ve Feridun YENİSEY Hocalar ve Türk judo tarihinin sizin deyiminizle marka isimleri başta Süheyl YEŞİLNUR olmak üzere Kamil KORUCU, Adnan ÖZMEN, Osman YANAR, Ali DEMİR, Salim BAŞBUĞ, Ömer EROL, Nezih KILIÇARSLAN, Rıza ve Saffet TURA, Selahattin ÜNAY ve isimlerini şu an hatırlayamadığım isimlerle sporcu ve müsabık olarak çalışıp, daha sonra müsabıklık dönemimi devam ettirdiğim Haydarpaşa Spor Kulübü'nde sona erdirdiğim faal judo hayatım ve 1978 yılında ağbim Süheyl Yeşilnur'la beraber açtığımız özel spor salonu Olimpiyat Spor Merkezi'nde de judo (Halen İstanbul Büyükşehir Belediyespor antrenörü olan Haludun EFEMGİL ve Asbaşkanlığınızı yapmış olan Tacettin Özerler de dahil olmak üzere), karate, tekvando, kung-fu sporlarında 1994 yılına kadar yüzlerce çocuk ve gence spor yaptıran bir antrenör olarak ve 1994-2004 yılları arasında da Spor Danışmanı olarak görev yaptığım İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı R.Tayyip ERDOĞAN'a teklifim ve kabulüyle kurdurduğum Belediyespor Kulübü Judo Takımı yöneticisi olarak (Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra bağımsızlığını kazanan ülkelerin  Azeri, Gürcü ve Çeçen asıllı sporcular ile yine başarılı Türk sporcularından oluşan bir ekiple) yanılmıyorsam 13 kez Türkiye Kulüpler Judo Şampiyonu, bir kez Avrupa Kulüpler Judo Kupası ikincisi, iki kez de üçüncülüğü kazandırma mutluluğuna erdim.

Yine 2000 Sydney Olimpiyat Oyunları'nda birinci olarak Türkiye'ye judo sporunda ilk Olimpiyat altın madalyası kazandıran Hüseyin ÖZKAN, Avrupa ve Dünya Gençler ve yine Büyükler Avrupa Şampiyonu olan Bektaş DEMİREL, birçok Avrupa Şampiyonluğu yanısıra Dünya ikincisi Selim TATAROĞLU, Avrupa Şampiyonu Irakli UZNADZE ve Avrupa üçüncülükleri olan Salim ABANOZ'un bu başarılarında çok az da olsa katkım olduğuna inanmaktayım.  

2004 yılında yapılan mahalli seçimler neticesinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ndeki görevimden ayrılmak zorunda kalmam  ve zat-ı âlilerinizin de malum markaları herhangi bir şekilde değerlendirmemeniz neticesinde uzak kaldığım judoya 2008 yılında eski Judo Federasyon Başkanı İbrahim ÖZTEK'ten devraldığımız Judo ve Kuraş Derneği vasıtasiyle yeniden merhaba dedik.

Evet, Sayın YILDIRIM, yukarıda kısaca özetlediğim hemen hemen 40 yılı bulan, çoğu aktif çok azı da şahsımdan kaynaklanmayan sebeplerle uzak kaldığım  judo hayatımda, sporcu, müsabık, antrenör ve idarecilik hayatımda sizi, yanınızdaki arkadaşlarınıza karşı mahçup edecek hiçbirşey yapmadım. Ancak, siz, yakın dost ve arkadaşlarınız yukarıda açıkladıklarıma rağmen,şahsımla ilgili olumsuz kanaatlarınızı hâlâ sürdürüyorsanız, bunları lütfen arkamdan veya mesajla değil, karşıma çıkarak yüzüme söyleme cesaretini gösterirseniz sevinirim.

 

Mart 2009