Çarşamba, 09 Şubat 2011

"Şu mektepler olmasa maarifi ne güzel idare ederdim." demiş dönemin Maarif Nâzırı Emrullah Efendi.

Dönemin Judo Federasyonu Başkanı Fatih UYSAL'ın da; "Şu uluslararası müsabakalar olmasa judoyu ne güzel idare ederdim." duyar gibiyim.

Fatih UYSAL'ın 2008 yılı sonunda Judo Federasyonu Başkanlığı'na seçildiğinde teknik direktör olarak göreve Yavuz YOLCU, Abdulhadi KIZILYAPRAK ve Sebahattin ZAYİMOĞLU üçlüsüyle 2009 yılı Ocak ve Şubat aylarında erkek ve bayan judo milli takımlarımızın katıldığı Sofya ve Tiflis Dünya Kupaları ile Paris Grand Slam'da sıfır puanla sonuncu olduğumuzda federasyonun resmi web sayfasında bu müsabakalar ile hiçbir göremedik.

Bu olayı yani milli takımlarımızın uluslararası müsabakalarda aldığı sonuçları (bozgunu) kamuoyundan saklaması, seçildiklerinde şeffaf olacaklarını, judo camiasıyla herşeyi paylaşacaklarını vaad eden Başkan UYSAL'ın en azından judo kamuoyuna karşı yaptığı bir saygısızlık olarak görüyorum.   

Türk judo camiası bu turnuvalarla ilgili haber ve fotoğrafları ancak Judo ve Kuraş Derneği'nin web sayfasından takip edip, bilgi sahibi oldular. 

Yeni kurulan bir federasyonun katıldığı uluslararası müsabakalarda alınan başarısızlıkları yayınlamamasını belki bir kez olsaydı unutkanlıklarına (!) vererek affedebilirdik ama Federasyon Başkanı UYSAL'ın bunu, yani başarısızlıkları kamuoyundan gizleme alışkanlığı beni bu yazıyı yazmak mecburiyetinde bıraktı. 2010 yılına geldiğimizde yine Sofya, Tiflis ve Paris turnuvalarındaki sıfır puan alan erkek ve bayan milli takımlarımızın sonunculukları da yine judo camiamızın bilgilerinden kaçırılmak istenmiş, ancak yine Dernek web sayfamız bu müsabakalarla ilgili açıklamalarıyla üstüne düşen görevi, judo kamuoyunu bilgilendirme görevini yerine getirmiştir.

Gerek 2009 gerekse 2010 yıllarında başarısız olduğumuz uluslararası müsabakaları gizleme ısrarını sürdüren Judo Federasyonu, 2011 Bayanlar Sofya Dünya Kupası'nda Sümeyye AKKUŞ'un altın, Gülşah KOCATÜRK'ün bronz ve Erkekler Tiflis Dünya Kupası'nda Ahmet SARI'nın bronz madalyalar alması üzerine web sayfasında hemen bu müsabakalarla ilgili geniş açıklamalar ve fotoğraflar konmuş, ancak 8 erkek ve 9 bayan toplam 18 sporcu ile katıldığımız 2011 Paris Grand Slam'da sporcularımızın ilk turlarda yenilerek madalya kazanaması üzerine yine başarısızlıkları judo camiasından gizleme saygısızlığına geri döndüğünü üzülerek gördük.

Atalarımızın "Güneş balçıkla sıvanmaz" deyimi tam da Judo Federasyonu'nun adeta şu andaki durumu için söylenmiş bir söz. Sayın Başkan, Federasyon Başkanlığı'na seçilmen için önce ehil olmayan kişilere teknik direktörlük görevleri vereceksin, sonra da alınan başarısızlıkları judo kamuoyundan gizleme ucuzluklarına başvuracaksın, Türk judosunun iki yılını heder ettikten sonra da aklın başına gelecek ve bu defa da teknik direktör ünvanı kazandırdığın kişileri bir yabancı teknik direktörün altına antrenör olarak görevlendireceksin. 

Uysal Federasyonu'nun kuruluşundan bugüne kadar teknik direktör olarak vazife yaptıkları halde Hollanda'lı Willem VISSER'in gelişiyle antrenör olarak görevlendirilmelerini kabul etmeyerek onurlu bir tavır gösteren ve görevlerinden istifa eden Abdulhadi KIZILYAPRAK ve Sebahattin ZAYİMOĞLU'nu gösterdikleri onurlu davranıştan dolayı tebrik ediyor, Yavuz YOLCU ve Haludun EFEMGİL'i de camiamızın değerlendirmelerine bırakıyorum.

Sayın Başkan, sizden hiç olmazsa bu günden itibaren daha şeffaf ve dürüst olmanızı, web sayfanızda en azından görevlerinden ayrılan bu hocaların görevlerini gösteren sayfada değişiklikler yapmanızı, milli takım teknik direktörü ve antrenörlerini tek tek belirtmenizi, sadece uluslararası müsabakalara katılan sporcuları değil antrenör, masör, doktor, yönetim kurulu ve diğerlerini yani tüm ekibi açıklamanızı ve son olarak da başarısız olduğunuz uluslararası turnuva ve şampiyonaları gizleme huyundan şahsım ve judo camiası olarak vaz geçmenizi bekliyorum.